
Gümüşhane'de üniversite öğrencilerinin kente entegrasyon sorunu ve şehrin gençlere sunduğu imkânların sorgulanması
Bir üniversite şehri olmak, yalnızca bir kampüse ve binlerce öğrenciye sahip olmakla ölçülemez. Asıl mesele, öğrencinin kendisini o şehrin bir parçası hissedip hissetmediğidir. Gümüşhane özelinde konuşmamız gerekirse, bugün tam da bu noktada ciddi bir sorgulama yapmak durumundayız.
Hafta sonu geldiğinde şehir merkezindeki otobüs terminallerinde Trabzon’a gitmek için sıra bekleyen öğrencileri gördükçe, bu soruyu tekrar tekrar sormak gerekiyor: Gençler neden Gümüşhane’de kalmak istemiyor da çareyi başka şehirlerde arıyor?
Öğrencinin üniversite hayatı yalnızca derslik, yurt ve sınavlardan ibaret değildir. Sosyal hayat, kültürel etkinlikler, spor alanları, kafeler, çalışma mekânları, ulaşım imkânları ve ekonomik olarak erişilebilir yaşam alanları da bu deneyimin vazgeçilmez parçalarıdır. Gümüşhane’de bu alanların yetersizliği ve öğrencinin şehirle bağ kurmasını zorlaştıran en temel etken olarak karşımıza çıkıyor. Kampüslerin şehir merkezine uzaklığı, sınırlı sayıdaki sosyal mekân ve kültürel faaliyet, öğrencilerin kendilerini kampüse hapsolmuş hissetmesine neden oluyor.
Bu tabloyu yalnızca gözlemle sınırlı tutmak haksızlık olur. Çünkü 2025 yılında Gümüşhane genelinde yapılan ve 87 kişinin katıldığı “Köylerimizin Sorunları ve Çözüm Önerileri” anketim, kentin kırsalındaki altyapı eksikliklerini ortaya koyarken aslında şehir merkezindeki sorunların da ipuçlarını veriyor. Ankette 45 bildirimle yol sorunları, 10 bildirimle ulaşım erişimi, 14 bildirimle telefon çekmemesi ve 7 bildirimle internet erişimi sorunu kayda geçmişti. Eğitim ve sosyal alanlar konusunda da 11 bildirim bulunuyor. Bu veriler doğrudan üniversite öğrencilerini ölçmese de Gümüşhane’de ulaşım, dijital erişim ve sosyal alanların kentin yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlar olduğunu açıkça gösteriyor.
Daha da önemlisi, ankette iletişim ve internet altyapısı eksikliğinin özellikle genç nüfusun köylere dönüşünü engelleyen bir unsur olduğu vurgulanıyor. Sosyal ve kamu hizmetlerindeki eksikliklerin ise toplumsal çözülmeyi ve yalnızlaşmayı derinleştirdiği ifade ediliyor. Üniversite öğrencisi açısından düşündüğümüzde tablo netleşiyor: Öğrenci şehirde yalnızca eğitim almak değil yaşamak ister. Oysa Gümüşhane bugün gençlerine bu imkânı sunmakta zorlanıyor.
Barınma meselesi de cabası. Özellikle kış aylarında artan ısınma maliyetleri ve yetersiz konut stoku, öğrencilerin barınma kaygısını artırıyor. Şehir içi ulaşımın yetersiz oluşu ve kampüs ile şehir merkezi arasındaki zayıf bağlantı ise öğrencileri sosyal hayattan iyice koparıyor. Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, öğrencinin hafta sonu çözümü Trabzon’da araması hiç de şaşırtıcı değil.
Peki çözüm ne olabilir?
Öncelikle üniversite ile şehir arasında güçlü bir işbirliği kurulmalı. Üniversite öğrencilerinin katılabileceği kültür-sanat etkinlikleri, öğrenci festivalleri, spor organizasyonları, girişimcilik programları ve gönüllülük projeleri düzenlenmeli. Şehir merkezinde öğrencilerin ekonomik olarak erişebileceği öğrenci dostu sosyal alanlar oluşturulmalı. Mevcut kütüphane, ortak çalışma alanları, gençlik merkezi, spor alanları ve kültür merkezleri daha etkin kullanılmalı.
Kampüs ile şehir merkezi arasındaki ulaşım da yeniden ele alınmalı. Daha sık ve ucuz ulaşım seçenekleri sunulmalı; bisiklet yolları ve yaya dostu alanlar oluşturulmalı. Ayrıca devlet yurtlarının kapasitesi artırılmalı ve özel sektörün öğrenci konusunda teşvik edilmesi için adımlar atılmalıdır. Öğrencinin yalnızca kalacağı bir yurt değil, kendisini güvende ve sosyal hayatın içinde hissedeceği bir yaşam çevresine ihtiyacı vardır.
Gümüşhane’nin bir başka avantajı ise kendi kimliğidir. Tarihi, doğası, kültürü ve yerel değerleri üniversite yaşamına daha fazla entegre edilebilir. Öğrenci yalnızca üniversitede okuyan bir misafir değil aynı zamanda Gümüşhane’nin genç nüfusunun bir parçası haline getirilmelidir.
Çünkü mesele aslında öğrencinin hafta sonu Trabzon’a gitmesi değildir. Asıl mesele, Gümüşhane’nin öğrencisine “Burada kal, burada yaşa, burada üret” diyebilecek bir şehir atmosferini oluşturup oluşturamadığıdır. Bugün öğrenciyi kentte tutamayan şehir, yarın mezun olan genç profesyoneli de şehirde tutmakta zorlanacaktır.
Bu nedenle üniversite öğrencilerinin kente entegrasyonu yalnızca üniversitenin değil; belediyenin, kamu kurumlarının, esnafın, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm Gümüşhane’nin ortak meselesidir. Gümüşhane’nin geleceğini konuşuyorsak önce gençlerin şehirle kurduğu bağı güçlendirmeliyiz. Aksi takdirde, “hafta sonu Trabzon” alışkanlığı, şehrin genç nüfusu elinde tutma mücadelesinde kaybedilen bir savaş olarak kalacaktır. Bu yazı, bir eleştiri metni olmaktan öte, şehir olma bilincine sahip herkes için bir çağrıdır.
Burhan GÜL
Yenilenebilir Enerji ve Teknoloji Sistemleri Uzmanı
Yüksek Makine Mühendisi