
Gümüşhane denince akla ne gelir? Çayırlar, dağlar, belki madencilik… Ama güneş enerjisi? İşte tam burada büyük bir yanılgı var. Karadeniz'in bu iç kesim şehri, doğru stratejiyle Türkiye'nin enerji haritasında sürpriz bir yıldız olmaya aday.
Güneş enerjisi denildiğinde Türkiye'de akla ilk Konya, Şanlıurfa, Gaziantep, Antalya veya Karaman geliyor. Geniş araziler, yüksek güneşlenme süreleri ve güçlü yatırım altyapıları bu şehirleri öne çıkarıyor. Gümüşhane ise çoğu zaman bu listenin dışında kalıyor.
Oysa mesele yalnızca güneşin ne kadar süreyle parladığı değil. Asıl mesele, hangi bölgede, hangi arazi üzerinde, hangi teknolojiyle ve hangi ihtiyaca yönelik yatırım yapılacağıdır.
Gümüşhane, ilk bakışta ulusal ortalamaların altında bir güneşlenme potansiyeline sahip gibi görünüyor. Ancak işin sırrı ilçeler bazında yapılan detaylı analizde saklı. Karadeniz Bölgesi'nde olmasına rağmen iç kesimlerde yer alması, yaz aylarında yüksek güneşlenme süreleri ve ışınım değerleri sağlıyor. Yüksek rakımın getirdiği kar yansıması (albedo etkisi) panel verimliliğini artırırken, dağlık topografya arazi seçimini zorlaştırsa da her ilçe için farklı bir yol haritası çizmeyi mümkün kılıyor.
Çünkü Kelkit'in güneşi ile Kürtün'ün güneşi aynı yatırım modelini gerektirmiyor. Köse'nin coğrafyası ile Torul'un coğrafyası birbirinden farklı. Şiran'ın ihtiyaçları ile şehir merkezindeki sanayi tesislerinin enerji ihtiyacı da aynı değil.
Dolayısıyla Gümüşhane için doğru soru, "Güneş enerjisi yapılır mı?" olmamalı. Doğru soru şu: "Gümüşhane'nin hangi noktasında, hangi güneş enerjisi modeli uygulanırsa en yüksek ekonomik ve sosyal fayda sağlanır?"
HER İLÇENİN AYRI BİR GÜNEŞ HİKÂYESİ VAR
Kelkit ve Köse, 2400-2600 saatlik yıllık güneşlenme süresi ve 4.0-4.5 kWh/m2/gün radyasyon değeriyle adeta parlıyor. Geniş ve düz arazileri sayesinde büyük ölçekli Güneş Enerjisi Santrali (GES) projeleri için en uygun bölgeler. Üstelik tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu bu ilçelerde, güneş enerjisiyle çalışan sulama sistemleri için ciddi bir pazar var. Burada yalnızca büyük santralleri düşünmemek gerekiyor. Bir çiftçinin sulama maliyetini düşüren güneş paneli, yalnızca elektrik üretmez; çiftçinin cebinde para bırakır, üretim maliyetini azaltır ve tarımın sürdürülebilirliğine katkı sağlar.
Kelkit ve Köse ovalarında agrivoltaik sistemler de uzun vadede değerlendirilmesi gereken modeller arasında. Yani aynı arazi üzerinde tarımsal üretim ile enerji üretimini birlikte düşünmek… Güneş panelleri altında yarı gölgeye ihtiyaç duyan meyve veya sebze türleri yetiştirilerek hem enerji hem de tarımsal verimlilik artırılabilir.
Şiran ise 2300-2500 saatlik güneşlenme süresiyle hem orta ölçekli arazi projelerine hem de çatı tipi GES'lere uygun. Daha engebeli arazi yapısı, arazi tipi büyük santrallerin her noktada aynı verimle uygulanmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle enerji depolamayla desteklenen çözümler daha fazla önem kazanabilir. Özellikle kırsal bölgelerde güneş enerjisi ile depolama sistemlerinin birlikte değerlendirilmesi, yalnızca elektrik üretmekten çok daha fazlasını ifade ediyor: Enerjinin sürekliliğini sağlamak, yerel ihtiyaçları karşılamak ve şebeke üzerindeki baskıyı azaltmak.
Merkez ilçe, 2200-2400 saatlik güneşlenme süresi ve gelişmiş şebeke altyapısıyla küçük ve orta ölçekli projeler için ideal. Dağlık coğrafyada geniş araziler bulmak her zaman kolay değil ama çatılarımız var, kamu binalarımız var, sanayi tesislerimiz var. Özellikle Gümüşhane Organize Sanayi Bölgesi'ndeki çatı tipi GES'ler, kendi tüketimini karşılamak isteyen sanayiciler için büyük potansiyel taşıyor. Bugün enerji faturası ödeyen bir sanayi tesisini düşünelim. Uygun bir çatı alanı varsa, tükettiği elektriğin önemli bir bölümünü kendi çatısında üretme imkânına sahip olabilir. Burada güneş enerjisinin anlamı sadece "elektrik üretmek" değildir; enerji maliyetini kontrol altına almak, işletmenin rekabet gücünü artırmak ve gelecekteki enerji fiyat risklerine karşı hazırlıklı olmak demektir. Belki de o çatılar, şehrin yeni enerji santralleri olacak.
Torul'da dağlık ve engebeli arazi yapısı büyük ölçekli arazi tipi GES projelerini zorlaştırabilir. Ancak bu, "burada güneş enerjisi olmaz" anlamına gelmez. Tam tersine, burada daha akıllı modeller geliştirmek gerekir. Mevcut hidroelektrik santralleriyle güneş panellerinin bir araya getirilmesi, yani hibrit enerji sistemleri, önemli bir seçenek olabilir. HES'ler kış aylarında daha çok üretirken, güneş enerjisi yaz aylarında zirveye ulaşır. Bu hibrit model, yıl boyu istikrarlı bir enerji kaynağı sağlar.
Kürtün ise yüksek yağış ve bulutlanma nedeniyle güneş enerjisinde en düşük potansiyele sahip. Burada yapılması gereken güneş enerjisinden vazgeçmek değil, en doğru enerji kaynağını en doğru noktada kullanmak. Rüzgar ve hidroelektrik gibi diğer yenilenebilir kaynaklara yönelmek daha verimli olabilir. Çünkü enerji yatırımlarında romantizme değil, veriye ihtiyaç vardır.
Güneşi Görmek Yetmez, Doğru Yeri Bulmak Gerekir
Bir güneş enerjisi projesinin başarısını sadece güneş ışığı belirlemez. Arazi eğimi nedir? Bakı yönü nasıldır? Şebeke bağlantı noktası ne kadar uzaktadır? Trafo kapasitesi yeterli midir? Arazi tarım arazisi midir? Koruma alanında mıdır? Kamulaştırma maliyeti nedir? Yol bağlantısı var mıdır? Üretilen elektrik nerede tüketilecektir?
İşte bütün bu sorular cevaplanmadan "buraya GES yapalım" demek, yatırım planlamak değil, sadece fikir üretmektir. Bugün gelişmiş ülkelerde ve Türkiye'deki büyük projelerde Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), uydu verileri, meteorolojik ölçümler ve çok kriterli analiz yöntemleri kullanılıyor. Gümüşhane'nin de artık bu bakış açısına ihtiyacı var.
Belki de yapılması gereken ilk iş, ilin tamamını kapsayan kapsamlı bir Gümüşhane Güneş Enerjisi Potansiyel ve Yatırım Haritası hazırlamak. İlçe ilçe, köy köy, hatta uygun alanlar parsel bazında değerlendirilerek. Hangi bölgede büyük GES yapılabilir? Hangi köyde tarımsal sulama güneş enerjisiyle desteklenebilir? Hangi kamu binasının çatısı GES için uygundur? Hangi sanayi tesisi kendi elektriğini üretmeye başlayabilir? Hangi bölgede depolama sistemi daha anlamlıdır? Hangi noktada güneş, hidroelektrik veya başka bir yenilenebilir enerji kaynağıyla birlikte kullanılabilir?
Bunların cevabı veriye dayalı olarak ortaya konulabilir. Dünyada bunun başarılı örnekleri var. Almanya, güneşlenme süresi Türkiye'den düşük olmasına rağmen "besleme tarifesi" (feed-in tariff) modeliyle yatırımları teşvik ederek lider ülkelerden biri haline geldi. Çin, büyük ölçekli üretim kapasitesi ve AR-GE yatırımlarıyla maliyetleri düşürdü. ABD ise vergi teşvikleri ve federal kredilerle projelerin hızla yaygınlaşmasını sağladı. Türkiye de bu modellerden ilham alarak, Gümüşhane gibi özel coğrafyalara uygun teşvik mekanizmaları geliştirebilir.
Mesele Sadece Elektrik Üretmek Değil
Gümüşhane'nin güneş enerjisi potansiyelini konuşurken belki de en çok gözden kaçırdığımız nokta bu. Güneş enerjisi yalnızca enerji meselesi değildir. Aynı zamanda ekonomi meselesidir, tarım meselesidir, sanayi meselesidir, istihdam meselesidir, kırsal kalkınma meselesidir ve göç meselesidir.
Bir köyde tarımsal sulama maliyeti düşüyorsa, bunun üreticiye etkisi vardır. Bir işletmenin elektrik gideri azalıyor ve rekabet gücü artıyorsa, bunun istihdama etkisi vardır. Bir sanayi tesisi kendi enerjisinin bir bölümünü üretebiliyorsa, bunun yatırım kararlarına etkisi vardır. Bir kamu binası kendi elektriğini üretebiliyorsa, bunun kamu bütçesine etkisi vardır. Dolayısıyla güneş enerjisine yalnızca panel ve inverter üzerinden bakmak, meselenin büyük bölümünü kaçırmak olur.
Gümüşhane'de güneş enerjisi yatırımı; sadece elektrik üretmek değil; tarımsal sulamayı güçlendirmek, madencilikte maliyetleri düşürmek, kırsal kalkınmayı desteklemek ve enerji bağımsızlığını artırmak anlamına geliyor. Gümüşhane OSB'deki sanayi tesisleri ve Kelkit bölgesindeki madencilik işletmeleri, çatı üstü veya arazi tipi güneş santralleriyle kendi enerjilerini üretebilir. Bu durum, işletme maliyetlerini düşürürken karbon ayak izini de azaltır ve rekabet gücünü artırır.
Gümüşhane'nin Güneşi Boşa Mı Akıyor?
Bugün Gümüşhane'nin en önemli meselelerinden biri, sahip olduğu potansiyelleri ekonomik değere dönüştürme meselesidir. Madenlerimiz var, tarımımız var, hayvancılığımız var, su kaynaklarımız var, turizm potansiyelimiz var. Ve gökyüzümüzde her gün yeniden doğan güneşimiz var.
Ancak potansiyelin varlığı tek başına kalkınma getirmiyor. Potansiyeli doğru planlamak, yatırımcıyı doğru yönlendirmek, altyapıyı hazırlamak ve doğru projeyi doğru yerde hayata geçirmek gerekiyor. Gümüşhane'nin güneş enerjisi konusunda önümüzde önemli bir fırsat bulunuyor. Bu fırsatı sadece büyük santraller kurarak değerlendirmek zorunda değiliz. Köyde sulama sisteminden OSB'deki fabrika çatısına, kamu binalarından hayvancılık işletmelerine, madencilik tesislerinden enerji depolama sistemlerine, hibrit santrallerden tarım ve enerji birlikteliğine kadar çok daha geniş bir perspektifle hareket edebiliriz.
Belki de artık Gümüşhane'de şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: "Güneşimiz yeterli mi?"
Bence bundan daha önemli bir soru var: "Sahip olduğumuz güneşi ekonomik değere dönüştürmek için yeterince hazır mıyız?"
Çünkü güneş her sabah doğuyor. Mesele onun doğup doğmaması değil. Mesele, biz Gümüşhane olarak o güneş doğarken ne üreteceğiz?
Burhan GÜL
Yenilenebilir Enerji ve Teknoloji Sistemleri Uzmanı
Yüksek Makine Mühendisi